haber

Sosyal Gündem

N'oluyor

Sanat

İnternet Alemi

Şeyler

Zaman Makinesi

Osmanlı’da fotoğrafçılık ve Pera fotoğrafçıları

Fotoğrafçılığın doğuşu

Basralı ünlü Fizikçi İbni Heysem, Avrupalıların deyişiyle Alhazen; ışık, görme ve optik üzerine çalışmalar yapmıştır. İbni Heysem, karanlık oda deneyiyle bir resmin başka bir zemine yansıtılmasını bulmuştur ve çalışmaları daha sonra Avrupa’da çeşitli dillere çevrilmiştir. İbni Heysem’in karanlık oda tekniğinden de faydalanılarak 750 yıl sonra fotoğrafçılık üzerine çalışmalar başlamıştır.

Fransız Joseph Nicephore Niepce, 1826 yılında Fransa’nın Chalon-sur-Saône kentindeki evinin penceresinden ilk kalıcı görüntüyü 8 saat boyunca pozlandırarak gümüş bir plaka üzerine saptaması fotoğrafın doğuşunun habercisi oldu.

1829’da Niepce, Fransız ressam ve kimyager Jacques Mande Daguerre ile ortak oldu. Böylece, araştırmaları ile bilgileri birbirlerine aktarmaya başladılar. Üç yıl sonra Niepce’nin ölümü ile birlikte fotoğraf çalışmalarını Daguerre devam ettirdi. 19 Ağustos 1839 tarihinde Fransız Bilimsel Akademisi, fotoğrafın bulunuşunu ilan etti (Takvim-i Vekayi gazetesinin 28 Ekim 1839 tarihli 186. sayısında fotoğrafın bulunuşu haber olarak geçilmektedir). 1840’lardan itibaren ise fotoğrafçılık yaygınlaşmaya başladı.

19. yüzyıl Osmanlı modernleşme hareketleri

Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilali’nden etkilenen Osmanlı, çeşitli yenileşme planlarıyla yönünü batıdaki gelişmelere çevirdi. Batılılaşma hareketleriyle Osmanlı’da sanat anlayışı da değişti. Sultan II. Mahmut (1808-39) döneminde Avrupa’da yaygınlaşan, devlet adamlarının resimlerini astırma modasına 2 Mahmut da katılmıştır. Portresini yaptırıp devlet dairelerine astırmıştır. Yine Osmanlı’da fotoğraf çeken ilk padişah ise Abdülmecid’dir. Sultan Abdülmecid’in fotoğrafını Abdullahyan kardeşler çekmiştir.

Osmanlı’da fotoğrafçılık

Osmanlı topraklarına hem ajan olarak hem de çeşitli sömürge faaliyetlerine rapor hazırlamak için gelen gezginler, fotoğraf makineleriyle gelmişlerdir. Gezginlerden önce ise fotoğrafın bulunuşundan kısa bir süre sonra (beş ay) Avrupa’dan Pera’ya yerleşip fotoğraf stüdyosu açmaya başladılar. Carlo Naya (1816 – 1882), İtalya’dan Pera’ya gelip yerleşen ilk fotoğrafçılardan oldu.
Osmanlı halkından Müslümanlar ve Museviler fotoğrafla pek ilgilenmediklerinden, Rumlar ve Ermeniler çocuklarını bu fotoğrafçıların yanına çırak olarak verip, Ermeni ve Rum fotoğraf ustalarının yetişmesine vesile olmuşlardır (Ermenilerde ölüyle son aile fotoğrafı çekmek dini bir vecibe haline gelmiştir. Yine Ezidiler de ölünün fotoğrafını doğduğu evde gezdirmeye başlamıştır). Müslümanlar ise yaratmanın sadece Allah’a ait bir kudret olduğunu kabul ettiklerinden günah saymışlardır. Museviler de aynı şekilde günah olarak kabul etmişlerdir.

Pera fotoğrafçıları

Osmanlı’nın başkenti olan İstanbul’un en batılı mahallelerinden biridir Pera ve ismini Yunanca “karşı, karşıdaki” manasından alır. İsminin asıl kaynağı ise Pera’da bulunan bağlardır. Gayrimüslim halkın yoğun olarak yaşadığı bir mahalledir. Osmanlı’daki ilk fotoğraf stüdyolarının burada açılmasının sebebi de budur.
1850 yılında İstanbul Pera’da Basile veya Vasili Kargopoulo tarafından ilk fotoğraf stüdyosu açılmış ve daha sonra yaygınlaşmaya başlamıştır. 1854’te Raif Efendi, 1856 yılında Abdullahyan kardeşler, 1857 yılında ise Pascal Sebah fotoğraf stüdyosu açmıştır.

Vasili Kargopoulo

Vasili 1826 doğumlu Rum bir fotoğrafçıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul’da modernleşmenin merkezi sayılan Pera’da ilk fotoğraf stüdyosunu açmıştır.

 

Yine E. Foscolo, ortaklaşa ikinci bir stüdyoyu Edirne’de açmıştır. Çektiği İstanbul panoramalı fotoğrafları sayesinde sarayın dikkatini çekmiş ve bu sayede Sultan Abdülmecid zamanında saray fotoğrafçılığı yapmıştır. V. Murat’ın da özel fotoğrafçılığını yapmıştır. Sultan II. Abdülhamid (1842-1918 r. 1876-1909 ) tahta çıktığında, V. Murad’ın portresini stüdyo duvarından indirmediği gerekçesiyle saray fotoğrafçılığı görevinden alınmış, ancak kısa süre sonra tekrar görevine dönmüştür. 1884 yılında Osmanlı Nazırı Kamil Paşa’nın emri üzerine İstanbul hapishanelerindeki mahkumların fotoğraflarını çeker. Amaç, bu fotoğrafların karakollara gönderilmesiyle yeni vakalarda suçluların kolay tespit edilmesini sağlamaktır. 1886 yılında ise ölmüştür.

Abdullah Biraderler

 
Viçen (1820-1902), Hovsep (1830-1908) ve Kevork (1839-1918) Ermeni kardeşler İstanbul’da ikinci stüdyoyu açarlar. Abdullah Kardeşler olarak bilinirler. Sultan Abdülmecid’in ünlü fotoğrafını Abdullahyan kardeşler çekmiştir ve Abdullahyan kardeşlerin çektiği fotoğraflar arasında Fransa İmparatoriçesi Eugenie, Hıdiv İsmail Paşa, İtalya Kralı Vittorio Emanuele, Avusturya İmparatoru Franz Joseph, İngiltere Kralı Edward, İran Şahı Nasıreddin, Sırbistan Kralı Milan, Bulgar Prensi Ferninand da vardır. II. Abdülhamid’in tahta getirilmesiyle sarayla olan ilişkileri biter.


Gülmez Kardeşler

1880’li yılların başında Yervant, Kirkor ve Artin isimlerindeki üç kardeş Beyoğlu’nda Gülmez Kardeşler adı altında bir fotoğraf stüdyosu açarlar. Portre çalışmalarının yanı sıra 1880’li yılların ikinci yarısında bir dizi İstanbul fotoğrafı çekerler. Özellikle 1885-1900 yılları arasında çektikleri İstanbul panoramaları oldukça başarılı çekimlerdir.


1893 yılında açılan Chicago Sergisi’ne katılmaları ve buradaki başarıları Sultan II. Abdülhamid’in ilgisi çeker ve kendilerine Sultan’ın Fotoğrafçısı unvanını kullanmaları izni verilir. 1900’lü yılların başında Gülmez Kardeşler stüdyolarını Aşil Samancı’ya devrederek faaliyetlerine son verirler. Bu devir sonrası Apollon Fotoğrafhanesi olarak isim değiştiren stüdyo, 1922 yılına kadar çalışmalarını sürdürür.

 

Aşil Samancı


Aşil Samancı (1870 – 1942) babasının yanında ressam olarak çalıştı, Abdullah Biraderler’in atölyesinde fotoğrafçılık öğrendi. Onların aracılığıyla girdiği sarayda fotoğrafçılık dersleri verdi, ayrıca Abdülhamid’in fotoğraflarını çekti ve Mehmet Reşat’ın bazı gezilerine katıldı. Alman imparatoru Kaiser Wilhelm ile Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım’ın birçok fotoğrafını çekmiştir.

Pascal Sebah

1823 doğumlu Pascal Sebah, Suriyeli Katolik bir babanın ve Ermeni bir annenin çocuğudur. İstanbul’da yaşamış ve İstanbul’da 1857 yılında fotoğraf El Chark adlı stüdyo açmıştır. Osman Hamdi Bey ile birlikte çalışmış ve 1873 yılında Viyana’da sergi açmıştır. 1886 yılında ölmüş ve yerine oğlu Jean Pascal Sebah devam etmiştir.

Bogos Tarkulyan

 

Asıl doğum tarihi bilinmemektedir ama ilk çıraklığını Karakaşyan Biraderler’den ve Abdullahyan Biraderler’den alır. Kendi stüdyosunu ise daha sonra açar. 1890 yılında “Phebus” adlı bir stüdyo açar ve adı Febus Efendi olarak anılmaya başlar. Uzun seneler resim ile ilgilenen Tarkulyan, özellikle portre resimleri konusunda başarılı çalışmalar ortaya koymuş ve çektiği fotoğrafları pastel renklere boyama konusunda büyük ustalık kazanmıştır. 1890’lı yıllarda Fransa’dan getirdiği oyuncak at ve bisiklet ile diğer oyuncakları kullanarak çocukların fotoğraflarını çekerek ün salmıştır. 1940 yılında ölmüştür.

Papazyan Kardeşler

Aslen Bursalı olan J. D. ve Matteos Papazyan kardeşlerden Matteos, İstanbul’a taşınıp Antuan Zilpocyan ile 1867 yılında Beyazıt’da ortak stüdyo açmışlardır. Antuan ile ortaklıkları fazla sürmez, kendi başlarına çalışmaya başlarlar. 1882 yılında Mısır’ın İngiliz işgali sırasında fotoğraflar çekmeye başlarlar. 1883 yılında yine Pera’da bir stüdyo açarlar ama uzun sürmez. 1915 tehcirine maruz kalmışlardır.

Alıntı: Gaia Dergi

 

İbrahim Enez’e ait Türk sineması afişleri sergileniyor

Türvak Sinema Tiyatro Müzesinde yaz boyunca görebileceğiniz, İbrahim Enez’e ait eski Türk sineması afişlerinin orijinal tabloları, bizleri ziyarete bekliyor! Yeni Çarşı Cad. No:24 Galatasaray, Beyoğlu’nda bulunan Türvak’taki bu değerli sergiyi kaçırmamanızı öneririz.

Müze Ziyaret saatleri:
Salı – Pazar: 10:00 – 18:00. Pazartesi Günü Kapalıdır.

Giriş Ücretleri:
Tam: 10 TL
İndirimli: 5 TL
Engelliler: 1 TL


İbrahim Enez 1950’lerden 90’lara kadar Yeşilçam için sinema feneri ve film afişleri tasarlamış, resmetmiş ve üretmiştir. Günümüz de hala hayatta olan ve grafik tasarımın elle yapıldığı bu dönemi bizlere aktarabilen sayılı fener ve afiş sanatçısıdır.



Basın bülteninden: “Yeşilçam’da filmler hakkında seyircilere bilgi veren, onları sinema salonlarına, kimi zaman da yazlık sinemalara çeken en önemli öğelerin başında sinema fenerleri ve film afişleri geliyordu. Bugünkü gibi kitle iletişim araçlarının yaygınlık kazanmadığı dönemlerde afişler hem filmlerin tanıtımında hem de görsel olarak seyirciye aktarılmasında çok önemliydi.

Yılda iki yüz, üç yüz film çeken yapımcılar, yönetmenler ve oyuncular gibi bir de bu filmleri sürekli çizdikleri afişlerle görselleştiren afiş ressamları vardı. Afişlerin köşelerinde imzaları bulunan ve çoğunlukla prodüktörler ve afiş basan matbaalar dışında pek kimsenin tanımadığı bu sanatçılar, çoğu zaman kısa sürede ve düşük bütçelerle eser üretmek zorunda kalıyordu.

Yaptıkları işe aynı zamanda sanatsal bir boyut da katmanın peşinde olan afiş ressamlarından İbrahim Enez de bu işin yaşayan en eski ustalarından biri. 1952’de başladığı sinema fenerleri hazırlama işini 1990’lara kadar devam ettirmiş; Hudutların Kanunu, Kızılırmak Karakoyun ve Umut da dâhil olmak üzere sayısız çizim afişe imza atmış önemli bir sanatçı.”

Alıntı: www.sinematikyesilcam.com

İran Şahı'nın haremi sanılan 'adamlar' aslında kim?

Günlerdir sosyal medyada dolaşan, birçok haber sitesine konu olan, 'İran Şahı Nasıreddin’in bıyıklı kadınlardan oluşan haremi' şeklinde paylaşılan fotoğraflara denk gelmişsinizdir.


O fotoğrafların sanıldığı gibi olmadıkları ortaya çıktı.



Fotoğraflardaki kişiler sadece İran tiyatrosunun oyuncularıydı ve rol gereği kadın rolüne girmişlerdi.



Kadınların sahneye çıkmaları yasak olduğu için, kadın rollerini de erkekler oynardı.


Bu yalan haberin bu denli yayılmasının başlıca sebebi ise CNN Türk'ün, bu yalan haberi kendi sitesine taşıması oldu.

 


https://twitter.com/cnnturkrenk/status/869611610947674118


CNN Türk aynı yalan haberi 2 sene önce de paylaşmıştı.


https://twitter.com/cnnturk/status/588429351500304385

Evliya Çelebi’nin ‘Benzeri bir daha asla yapılamaz’ dediği Gökmedrese'yi maviye boyadılar

Selçuklu döneminin önemli eserlerinden 750 yıllık Sivas Gökmedrese’nin minarelerinde ve minare kaidesinde yer alan mozaik tekniğiyle dekore edilmiş geometrik motifli Selçuklu çinilerinin asitle temizlenerek yok olmasının ardından maviye boyandığı ortaya çıktı.

Yaklaşık 20 yıldır restorasyonu süren Sivas Gökmedrese Camii’yi yerinde gören sanat tarihçisi Şennur Şentürk, çinilerin kötü restorasyon nedeniyle tamamen yok olduğunu belirtti. Şentürk, “Zaman içinde bakımsızlık, kötü restorasyonlar nedeniyle de çiniler tamamen yok olmuş, en son da hâlâ sürmekte olan restorasyonda da bu alanlar asitle temizlenerek mavi boya ile boyanmış ve içler acısı bir görünüm almış” dedi. Şentürk, onarımını çini restorasyonu yapan uzmanlar tarafından yapılması gerektiğini, bünyesinde uzman restoratör bulundurmayan herhangi bir inşaat şirketinin böyle bir restorasyonu yapamayacağını da sözlerine ekledi.



Şentürk, Sivas Gökmedrese Camii’nin, taç kapısının, çifte minarelerinin ve dönemin firuze renkli Selçuklu çinileriyle, kabartma taş süslemeleriyle kült eserlerden birisi olduğunu belirterek Türk sanatında, dünya kültür mirasında önemli bir yeri olduğuna değindi. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında 1271 yılnda vezir Sahip Ata tarafından yaptırılan ve zamanla tahribata uğrayan Sivas Gökmedrese Camii’nin uzun süredir atıl bir restorasyon geçirdiği ve duvar taşlarında da kötü restorasyon uygulandığı görülmekte.

Türk İslam sanatı okuyan, 35 yıldır da kendi alanında uzman olarak çalışan Şentürk, “Çok üzüldüm, içim sızladı. 25-30 yıl önce gördüğümde bu çiniler böyle kötü değildi. Gökmedrese kentin ortasında yanlış ameliyat yapılıp terk edilmiş bir hasta gibi duruyor ve gelen geçenin içini acıtıyor” dedi.

Şentürk, çevredeki halkın da ağır aksak yürüyen restorasyondan rahatsız olduğunu belirtti.

Konuyla ilgili olarak görüşüne başvurduğumuz gazetemiz yazarı Özgen Acar da “Evliya Çelebi’nin ‘Benzeri bir daha asla yapılamaz!’ dediği 750 yıllık Gökmedrese çinilerine onarım soy kıyımı uygulandığı ortaya çıktı. Timur’un hayranlık duyduğu Gökmedrese, turkuaz renkli çinilerden adını almıştı. Uzmanlık gerektiren onarım, bakım işlerini bilgisiz kuruluşlara verenlerden hesap sorulmalıdır” dedi.


Vakıflar Genel Müdürlüğü: Kayıp olan çinilerin aslı üretilecek

Yapının restorasyonundan sorumlu olan Vakıflar Genel Müdürlüğü sorumuz üzerine şu açıklamayı yaptı: “Şu anda restorasyonu devam etmekte olan Sivas Gökmedrese daha önce 2006’da bir onarım geçirmiştir. Bu onarımda, Bilim kurulunu oluşturan danışman akademisyenlerin önerileri doğrultusunda ve ilgili Koruma Kurulu’nun onayı çini kaplı alanların restorasyonu yapılırken, çini kaybı olan alanlar renkli dolgu tekniği ile tamamlanmıştır. 2014’te başlayan son restorasyon çalışması ise şu an devam etmektedir. Gökmedresenin en önemli özelliğini oluşturan çinilerinin restore edilebilmesi için ise ayrı bir çalışma başlatılmıştır. Kayıp olan çinilerin yerleri, el imalatı ile atölyede aslına uygun olarak yeniden üretilen çiniler ile doldurulacaktır.”

Kaynak: Cumhuriyet

Instagram Hikayeler özelliğine iki yeni güncelleme getirdiğini duyurdu

Instagram, Snapchat’in Hikayeler’ini kopyalayalı bir yıldan az zaman oldu. Fakat hikayeler’in Instagram versiyonu Snapchat ile hem boyut hem de ölçek olarak çakışıyordu.

Artık her gün Hikayeler’i kullanan 200 milyon kişi ile birlikte Instagram, Hikayeler özelliğini hiç olmadığı kadar büyütüyor. Şirket Salı günü iki farklı Hikaye tipi tanıttı: konum Hikayeleri ve hashtag Hikayeleri. Böylece artık istemediğiniz kadar Hikaye izleyebileceksiniz.

Instagram’ın uygulamasında sunulan konum bazlı Hikayeler ile birlikte kullanıcılar her hangi bir şehir, kasaba, anıt ya da yerel işletme aratarak o konuma bağlı Hikayeler’i görüntüleyebilecekler.



Konum Hikayeler’i, Instagram kullanıcılarının kendi gönderilerinden içerik çekiyor. Fotoğraf ya da videodan oluşan Hikayeler’e eklenebilen konum etiketleri sayesinde hangi içeriklerin kullanılabileceği belirlenmiş oluyor.

Kullanıcıların hikayeleri, bir konum hikayesinde kullanıldığında ise, kullanıcılar kendi hikaye görüntülemelerine bakarak bu durumu anlayabiliyor.

Benzer bir şekilde gelecek hafta yayına alınacak hashtag hikayelerinde de içeriği oluştururken, kullanıcıların kendi hikayelerinde kullandığı hashtagler kullanılacak. Tıpkı konum Hikayeler’inde olduğu gibi hashtag hikayeleri de her kullanıcının ilgi alanları ve alışkanlıklarına göre kişiselleştirilecek.



Üstelik tüm bu hikayeler, bir önceki gizlilik ayarlarına sahip, yani herkese açık Instagram hesapları her hangi bir konum ya da hashtag Hikayesi’nde karşınıza çıkabilecek. Gizli hesapları olan insanlar ise Hikayeler’ini sadece kendi takipçileriyle paylaşacaklar.

Yeni Hikayeler “şaşırtıcı bir şekilde(!)” Snapchat’in yakın zamanda yaptığı güncellemeyle benzeşiyor. Snapchat de Hikayelerini, bazı şehirlerde kullanıma açılan yeni bir arama aracı ile yaygınlaştırmıştı. Snapchat’in de daha önce güncellediği üzere Instagram’ın yeni Hikayeler’i de tamamen algoritmik. Yani sunulan Instagram Hikayesi’nde hangi videonun karşınıza çıkacağını seçen insan editörler yok.

Onun yerine Instagram’ın algoritması beğenileriniz, kimi takip ettiğiniz ya da ne tip hesaplarla etkileşime girdiğiniz gibi faktörlere dayanarak Hikayeleri kişiselleştiriyor.

Instagram Ürün Müdürü Blake Barnes bu konuda: ” Geniş aralığa sahip sinyaller kullanıyoruz, hangi içeriği beğendiğinizi ya da beğenmediğinizi anlıyoruz. Bu konuda çok fazla bilgiye sahibiz ve bunu Hikayeler’e uyguluyoruz.” dedi.

Barnes sözlerine” Bizim için en önemli olan şeylerden biri de, bunu tüm dünyada ölçeklendirebildiğimize emin olmak. ” diyerek devam etti ve ekledi: “Bunu yapabilmemizin tek yolu her şehirde, her anıtta, her barda harika şeyler göründüğünden emin olmak ve bunu algoritmik olarak dünyanın her yerinde yapmak.”

Instagram’In bu yaklaşımı, aramada çıkan ve algoritmik olarak yaratılan Hikayeler’e kıyasla, uygulama içinde dikkat çeken bir biçimde öne çıkan”Bizim Hikayelerimiz” için insan editörlere güvenen Snapchat’in yaklaşımından farklı.

Özelliğin piyasaya sürülmesinden beri uygulamanın önüne ya da merkezine Hikayeler yerleştiren Instagram için güncelleme, hali hazırda popüler olan özellik için aslında yatırımı ikiye katlamadıklarını işaret ediyor. Artık uygulama daha fazla kullanıcıyı Hikayeler’e çekmeye çalışıyor. Zaten yeni özellikle birlikte kullanıcılar artık etkin biçimde yeni hikayeler bulup istedikleri kadar hikaye izleyebilecek.

Kaynak: sosyalmedya.co - Tuğçe İçözü

Leonardo da Vinci'nin eserinin restorasyon çalışması tamamlandı

Leonardo da Vinci’nin başyapıtlarından biri olan “Adoration of the Magi” (Akil Adamların Hayranlığı) adlı eserin altı yıl süren restorasyon çalışması sona erdi. Ünlü tablo artık daha temiz ve daha parlak.

Titiz bir restorasyon çalışmasının ardından tekrar dünyadaki en eski ve en ünlü sanat müzelerinden biri olan Floransa’daki Uffizi Galerisi’ne dönen tablo, yeni restore edilmiş haliyle oldukça beğeni topladı.


Uffizi Galerisi’nin Müdürü Eike Shmidt, restorasyonun tablodaki derinliği ortaya çıkardığını söylüyor:
“Restorasyon çalışmasıyla, tabloda daha önce görülemeyen birkaç ek figürü tekrar kazanmış olduk. Ayrıca mekansal bir derinliğe de kavuştu. Artık küçük bir yüzeyle rahatlamış gibi görünmüyor, şimdi ön planda figürleri daha rahat görüyoruz. Şimdi yalnızca bir eylemin canlılığını değil, birbirleriyle birleştirilen çok sayıda eylemin canlılığı var.

Restorasyon, İtalyan Kültür Bakanlığı’na bağlı bir araştırma ve koruma enstitüsü olan Opificio delle Pietre Dure’de bir ekip tarafından gerçekleştirildi.

Leonardo da Vinci’nin tamamlanmamış tablosu Eylül ayı sonuna kadar Uffizi Galerisi’ndeki özel sergide sergilenecek.

Kaynak: Euronews

Taksim'deki tarihi tramvay geçici olarak kaldırılıyor

Taksim Meydanı ve Tünel arasında çalışan tramvay seferleri yaklaşık 6 ay boyunca yapılamayacak.

İstiklal Caddesi'nin nostaljik tramvayı 6 ay süreyle seferden kaldırılıyor. Yapılan açıklamada, "Taksim Meydanı'ndaki tramvay durağına İstiklal Caddesi'ndeki altyapı yenileme çalışmaları nedeniyle 19 Ocak 2017 Perşembe gününden itibaren Nostaljik Tramvay hattı hizmet veremeyecektir. Bu güzergahı kullanacak yolcularımız İstanbul Metrosunu kullanabilir. Anlayışınız için teşekkür ederiz" dendi.


TRAMVAY HATTI KAUÇUK MALZEMEYLE KAPLANACAK 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 26 yıldır aralıksız hizmet veren nostaljik tramvay hattının, cadde döşemelerine zarar vermesini kökten önleyen kauçuk malzemeyle kaplanacağını açıklamıştı. Yeni ray döşeme sistemiyle İstiklal Caddesi'nin zeminindeki kırılmaların engellenmesi hedefleniyor.


Kaynak: Sputnik

Model grubunda Fatma Turgut ayrılığı

Model grubunun solisti Fatma Turgut, Twitter hesabından yaptığı açıklamayla grubun dağıldığını duyurdu. Ardından, Model grubunun resmi Twitter hesabından yapılan paylaşımda ise, grubun dağılmadığı sadece Fatma Turgut'un ayrıldığı açıklandı.



Son aylarda Model grubunun dağıldığı yönündeki haberler doğru çıktı ve grup resmen dağıldı. Grubun dağıldığı yönünde çıkan iddiaları birçok kez yalanlayan Fatma Turgut, Twitter hesabından yaptığı açıklamayla Model grubunun dağıldığını açıkladı.




Bunun üzerine, Model grubunun resmi Twitter hesabından yapılan paylaşımda ise, grubun dağılmadığı sadece Fatma Turgut'un ayrıldığı açıklandı.





Star Wars serisinin Prenses Leia'sı Carrie Fischer, hayatını kaybetti

Star Wars serisinin 'Prenses Leia'sı Carrie Fisher, 4 gün önce geçirdiği kalp krizinin ardından bugün hayatını kaybetti. Carrie Fisher 60 yaşındaydı.

ABD'li Aktris Carrie Fisher, Londra'dan Los Angeles'a gitmekte olan uçağının inişine 15 dakika kala kalp krizi geçirmişti.

Son olarak geçen sene aralık ayında vizyona giren Star Wars 7: Güç Uyanıyor'da eski rolünü yeniden canlandıran Fisher, seneye vizyona girecek olan devam filminin çekimlerine devam ediyordu.

Meksikalı genç kıza, binlerce kişilik doğum günü partisi

Meksika'da bir aile, kızlarına sürpriz doğum günü sürprizi yapmak isterken; bu sürpriz, binlerce kişinin katıldığı dev bir partiye dönüştü.

Meksika'nın San Luis Potosi eyaletinde kızları Rubi Ibarra Garcia'nın 15'inci yaş günü için büyük bir parti vermek isteyen aile çok ilginç bir yönteme başvurdu.

Kızlarının doğum günü partisi için bir davetiye videosu hazırlayıp Facebook'a yükleyen Meksikalı aile, Rubi'ye unutulmaz bir sürpriz yapmayı hayal ediyordu. Facebook'ta kısa sürede viral haline gelen video sayesinde, 1.3 milyon kişi davetiye sayfasında Rubi'nin doğum gününe katılım yapacağını belirtti.


San Luis Potasi eyaletinde küçük bir köy olan La Joya'da düzenlenen doğumgünü partisine, Facebook'tan davet alan binlerce insan katılırken; polis, geniş güvenlik önlemleri aldı.



Çevresi binlerce insan ve pek çok basın mensubu tarafından sarılan Rubi, bu yoğun ilgi karşısında neye uğradığını şaşırdı.

15'inci yaşına giren Meksikalı kızın yüzündeki endişe kameralara böyle yansıdı.



İşte o davetiye videosu:

Ünlü sanat eserleri yeniden canlandı

Tania Brassesco ve Lazlo Passi Norberto, beraber gerçekleştirdikleri sanatsal işlerle bilinen iki New York’lu sanatçı. İkili, beraber gerçekleştirdikleri yeni bir projeyle, geçmişin ünlü sanat eserlerini günümüz için yeniden canlandırdılar.



Nuda Veritas by Gustav Klimt, 1899

before
after

Dreams by Vittorio Matteo Corcos, 1896

before
after

The Day Dream by Dante Gabriel Rossetti, 1880

before
after

Sitting Woman with Legs Drawn Up by Egon Schiele, 1917

before
after

Potpourri by Herbert James Draper, 1897

before
after

Young Decadent (After the Ball) by Ramon Casas, 1899

before
after

Lady with Hat and Feather Boa by Gustav Klimt, 1909

before
after

Music I by Gustav Klimt, 1895

before
after

Seated Woman From Behind by Egon Schiele, 1913

before
after

Morphine by Santiago Rusinol, 1894

before
after

Paolo e Francesca by Gaetano Previati, 1887

before
after

Drawing from ’Pèl & Ploma’ magazine by Ramon Casas, 1899

before
after

The Black Feather Hat by Gustav Klimt, 1910

before
after